Buradasınız : Ana Sayfa //Nedir?//Dünyada ve Türkiye’de Çay’ın Hikayesi

Dünyada ve Türkiye’de Çay’ın Hikayesi

Sabah kalktığımızda, yemekten sonra, sohbetin yanında, soğuk havada, yoğun bir günün sonunda… Her zaman, her yerde sıcak bir eşlikçi olan çay, yüzyıllardır üretilen dünyanın en eski ve en özel bitkisidir. Araştırmalar, çayın sağlık üzerindeki etkisine her geçen gün bir madde daha eklerken, çay tiryakilerinin sayısı da artıyor.

Çayın ilk olarak nerede, ne zaman içildiği hep bir merak konusudur. Ama çayın hikayesinin, 5 bin yıl önce Çin’de başladığı düşünülüyor. Efsaneye göre, eski çağlarda bir imparator olan Shen Nong, sağlık koşullarına çok önem verdiğinden içilmeden önce suların kaynatılmasını istermiş. Shen Nong, bir yaz günü yürüyüş yaparken küçük bir mola vermek istemiz ve bir ağacın altına oturmuş. Hizmetkarları kaynamış suyu uzatırken içine bir yaprak düşmüş ve su kahverengi bir renk almış. Bu durum, imparatorun ilgisini çelmiş ve renkli sudan bir yudum alınca çok hoşuna gitmiş. Böylece çay keşfedilmiş ve önce Çin’de yayılmış. Japonya’da ilk çay tohumları ise Çin’de çayın dinsel meditasyona katkısını gören Budist rahipleri tarafından getirilmiş. Japonya’da çayın her zaman Zen Budizm’le anılması da bu ilişkiye bağlanır.

İnce belli bardakta Türk çayı

İnce belli bardakta Türk çayı

Avrupa’da Çay

Uzakdoğu’da doğan çay, yıllar içinde gezginler tarafından Avrupa’ya getirilmiş. Kıtanın çayla tanışan ilk ülkesi Portekiz’dir. Gelişmiş bir donanmaya sahip olan Portekizliler Çin’le ilk ticaret anlaşmasını yapma hakkını kazanır. Başta yüksek fiyatından ötürü sadece soylular çay içebilirken 1600’lü yıllarda Hollanda’da dükkanlarda satılmaya başlamasıyla herkes çayın tadını öğrenir ve kısa zamanda günlük hayatın bir parçası olur. İngilizler çayı Hollandalılar’dan sonra keşfetse de kısa zamanda çayla anılır.

5 Çayı Nasıl Doğdu?

1600’lü yılların sonuna gelindiğinde İngiltere’de çay ithalayı çok artar ve toplumun her kesiminde çay içilir. Bedford Düşesi Anna ise farkında olmadan dünyaya çayı sevdirmede büyük katkı sağlar. Çünkü öğlen yemeği ile akşam yemeği arasında tuhaf bir boşluk olduğunu düşünen Düşes, öğleden sonra saat 5 civarında arkadaşlarını evine davet edip küçük sandviç ve pastaların ikram edildiği susuzluğun çayla giderildiği bir öğün yaratır. Böylece İngilizler’e özgü beş çayı doğar. Böylece çay, Avrupalılar için vazgeçilmez olur. Bu sırada Çin’den büyük çapta ithalat yapan John Company, finansal zorluk içindedir. Bu yüzden Çin’e yeni bir takas önerisiyle gider ve afyonu önerir. Büyük tartışmalara yol açan bu çözümün ardından İngiltere, Hindistan ve bazı Asya ülkelerinde çay üretimine başlar. 1800’lü yıllarda İngiliz çayı dünya çapında tanınır. Seylan, Kenya, Hindistan da çayın tarihinde önemli yerlere sahip ülkeler arasındadır.

Türkiye’de Çay

Dünyada bu gelişmeler yaşanırken Türkiye’de çay kültürü nasıl yerleşmiş diye düşünürken bugün yeri yadsınamaz olan çayın üretiminin Anadolu topraklarında Cumhuriyet’ten sonra başladığını öğreniyoruz. Ancak üretme fikri, Tanzimat Dönemi’ne kadar uzanıyor. Bunun kanıtı da 1888 yılında yapılan yazılı belgelerden ortaya çıkıyor. Japonya’dan getirilen çay tohumları, önce Bursa’da ekiliyor ama Bursa’nın ekolojik özellikleri çay yetiştirmede uygun olmadığından sonuç başarısız oluyor.

Türkiye’de çay yetiştirilmesi konusunda en önemli girişim 1917’de gerçekleşti. Zamanın botanikçi ve eski Mardin mebusu Ali Rıza Erten’in de aralarında bulunduğu bir heyet, Batum ve çevresinin Türkiye’ye geri berilmesini izleyen günlerde inceleme yapmak üzere bölgeye gönderiliyor. İncelemeler sırasında çay, bambu ve narenciyenin Batum ve çevresinde yetiştirilmekte olduğu görülüyor. Çay, bilimsel olarak etüd edilirken batıya doğru Rize civarının toprak ve iklim özellikleriyle Batum’a benzezr olduğunu ve çayın Anadolu’nun bu bölgesinde yetişebileceği kanaatine varılıyor. Ali Rıza Erten, bu gezisinin sonuçlarını “Şimali Şarki Anadolu ve Kafkasya’da Tetkikatı Ziraiye” adını verdiği kitabında yayınlıyor. İlk defa bu kitapta, çayın Rize dolaylarında yetiştirilmesinin mümkün olduğu nedenleriyle birlikte anılıyor.

Türk Çayı

Türk Çayı

Aradan geçen yıllardan sonra Şubat 1924’te TBMM’de Rize ve çevresinde fındık, portakal, mandalina, limon ve çay yetiştirilmesine karar verilir. Kanunun yürürlüğe girmesinden hemen sonra çay tarımıyla ilgili ön denemeler yapmak, bölgede meyveciliğin gelişmesini sağlamak için Rize’de Bahçe Kültürü İstasyonu kurulur. Rize’de yetiştirilen fidanlar bir yandan yöre halkına dağıtılırken bir yandan da üretim denemeleri yapılması için pek çok şehre gönderilir. Ama çoğu yerde istenen sonucu vermez. Zaman ilerledikçe çay fidanlarının üretim ve dağıtımındaki yoğunluk azalır. Gerekli destekten yoksun kalan ve yeterli bilgi verilmeyen üreticiler, çay tarımına olan ilgilerini yitirirler. 1933’te çay tarımı tekrar gündeme gelir ve iki yıl sonra bilim heyeti Rize’nin çay tarımı ve sanayinin gelişmesine elverişli olduğu kanısına varılır ve çay tarımının yerleştirilip geliştirilmesi için bazı isimlere tam yetki verilir. Bilinçli ve programlı bir şekilde yol alınırken Gürcistan kökenli çay tohumu satın alınarak üretim yaygınlaştırılır. Mart 1940’ta çıkartılan çay kanunu ile çay tarımının ve üreticilerinin desteklenmesi gündeme alınır. Çay üretiminin artmasıyla çay fabrikası kurma zorunluluğu ortaya çıkar. İlk çay fabrikası 1947’de Rize’nin Fener mevkiinde kurulur. 1971’de ise Tekel’de olan çay, Çaykur’a geçer. Böylece Türk çayı, dünya çay piyasasındaki yerini alır.

Copyright © 2011 Sosyolife: Popüler Bilgi Paylaşımı!. Tüm hakları saklıdır.
Sitemap - Gündemi takip etmek için Haber Sırası sitemizi ziyaret edin.