Buradasınız : Ana Sayfa //Tatil-Gezi//Rüzgarlarla bağlanmış şehir: Belgrad

Rüzgarlarla bağlanmış şehir: Belgrad

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, büyük yazar Ivo Andriç yaşamının büyük kısmını geçirdiği Belgrad‘ı “iki nehir üzerinde, büyük bir düzlükte, rüzgarlarla bağlanmış şehir” diye tarif eder. Avrupa’nın mavi Tuna’sı ile Sava nehirlerinin birbirine kavuştuğu noktada yer alır Belgrad. Tuna Nehri’nin 60, Sava’nın 30 km’lik bölümü şehrin sınırları içinden geçer. Avrupa’nın Balkanlar’a açılan köprüsüdür, her iki nehre yukarıdan bakar. Bu eşsiz coğrafi konum tarih boyunca başına bela olmuş, elden ele geçmesine, uğruna durmadan kan dökülmesine, tam 115 savaş görmesine ve kolay kolay huzura kavuşamamasına sebep olmuştur.

belgrad-gezilecek-yerler

Belgrad’a yolunuz düşecekse sakın “güzel” bir şehir beklemeyin. Çünkü bir zamanlar ihtişamlı olduğu belli, hala mağrur, fakat epey örselenmiş ve hırpalanmış bir görüntüyle karşılaşacaksınız. Sosyalist blokların arasına sıkışmış Osmanlı ve Habsburg mirasının yarattığı karşıtlık kafanızı karıştıracak. Tuna boyundaki komşu başkentlerde, örneğin Viyana ya da Budapeşte’yle karşılaştırıldığında, Belgrad’ın birkaç on yıl geriden geldiğini düşünebilirsiniz. Gerek ekonomik yetersizlik, gerekse pek itiraf edilmeyen bir “olan bitenden ders çıkarma” arzusu kentin en azından bazı bölümlerinin yenilenmesinin ertelenmesine yol açmış. NATO’nun 1999’da bombaladığı yönetim binalarının hala yıkık dökük durmasının sebebi bu.

Ivo Andriç Belgrad için şunları da söyler: “Bu büyük şehir her zaman böyleyi; Parçalanmış ve bölünmüş, sanki hiç var olmamış gibi, ama sürekli baştan yaratılan, inşa edilen ve geri kazanılan. Bir yanı bozulur ve azalırken, diğer yanı büyüyen ve parlayan. Sonsuz bir devinim ve çaba içinde, asla sakin değil, asla sükuneti ve sessizliği bilmeyen.” Belki güzelliğiyle değil, fakat sükuneti sevmeyen ruhu, hayat dolu çekiciliği ve başka yerlere benzemeyen kendine özgü atmosferiyle saracak sizi rüzgarlarla bağlanmış şehir.

Belgrad neredeyse bir günde yürüyerek dolaşabileceğiniz kadar kompakt. Ancak gezmeye başlamadan önce size küçük bir tavsiye: Sokak tabelalarındaki isimler ve yönlendirme işaretleri Kiril alfabesiyle yazılı. O yüzden ilk iş, üzerinde Kiril-Latin alfabesi karşılaştırması olan bir şehir haritası edinin.

Sırpçada “beyaz şehir” manasına gelen ismini, bir zamanlar kenti çevreleyen kalelerden almış. Siz de keşfetmeye bu kalelerin en ünlüsünü barındıran Kalemeydan Parkı ile başlayabilirsiniz. Kalemeydan’a ulaşmak için çnce Belgdrad’ın kalbi sayılan Knez Mihailova Caddesi’ni yürümeniz gerekiyor. Knez Mihailova’yı yürümeye de Trg Republike’den, yani Cumhuriyet Meydanı’ndan başlamalısınız. Cumhuriyet Meydanı’nın tam ortasında, atının üzerinde şaha kalkmış bir adamın heykeli var: Belgrad’ın kurtarıcısı Prens Mihailo Obrenovic. Kimden kurtardığını bilmem söylemem gerek var mı? Belgrad, dile kolay, neredeyse 350 yıl, Osmanlı sınırları içinde kalmış. Heykel aynı zamanda gençler için bir buluşma noktası. Kısaca “Atın orada buluşalım” diyorlar. Kurtarıcı’nın ya da Prens’in orada buluşalım yerine, atın orada buluşalım demeleri ironik elbette.

Cumhuriyet Meydanı’ndan Knez Mihailova’ya sapın. Burası İstanbul’daki İstiklal Caddesi’ne benzeyen, şehrin kültür ve alışveriş merkezi sayılan, trafiğe kapalı, uzunca bir cadde. En alçakgönüllü pazar ürünleriyle yüksek moda markalarını yan yana dükkanlarda bulabilirsiniz. Art nouveau mimarinin güzel örneklerinin dizili olduğu bu caddenin sonunda karşınıza Kalemeydan çıkacak. Oraya varmadan önce yol üzerindeki güzel pastanelerden birinde ya da buradaki adıyla bir “pekara”da soluklanmak isteyebilirsiniz. Oturduğunuzda, tıpkı bir Sırp gibi, börek sipariş edin. Yanına da yoğurt. Yoğurt bardakta gelecek, şaşırmayın. Annezinkini aratmayan böreğin yanında epey kıvamlı bir ayran içeceksiniz.

Copyright © 2011 Sosyolife: Popüler Bilgi Paylaşımı!. Tüm hakları saklıdır.
Sitemap
Paylaş